Nasıl işsiz kaldım?

Fazla söze gerek yok aslında başlık kendini anlatıyor. Çok uzun süredir blogu da mail adresini de kontrol etmiyordum çünkü kendi derdimle boğuşuyordum, hala da boğuşuyorum. Yazmadığım süre içinde neler olduğunu kısaca özetlemek gerekirse:

Daha önce de yazdığım gibi kendi sektöründe dünya birincisi olan uluslararası bir şirkette uzun zamandır çalışıyordum. İşimi çok severek yapıyordum, bana bağlı çalışan dört kişi vardı. ‘Ben eğer bir gün yönetici olursam şunu şunu yapmayacağım’ dediğim hiçbir şeyi gerçekten yapmamış ve hepsiyle de çok güzel iletişim kurmuştum. Tatlı tatlı çalışıp gidiyorduk ki en üst düzey yöneticilerden biri toplantı yapılacağını haber veren bir mail attı. Rutin bir toplantı zannedildi, hatta ben kendi müdürümden söz konusu yöneticiyle kısa da olsa ayrı bir toplantı yapabileceğimi öğrenince kendi alanımda iyileştirmek istediğim konular hakkında hazırlık yaptım vs. Neyse yönetici geldi, hepimizi bir odaya topladı ve önce emeğimiz için teşekkür etti, harika bir iş çıkardığımızı söyledi kısacası yıkama yağlamasını yaptı ve ağzından baklayı çıkardı: ‘Arkadaşlar size üzülerek bu şirketi kapatmak durumunda olduğumuzu bildirmek zorundayım.’

Tabiî ki şoktayım. Bir yandan dinliyorum bir yandan gerizekalıya bağlamış halde ‘yanlış mı anladım acaba?’ diyorum. Saniyeler içinde aklımdan şunlar geçiyor: Kirayı nasıl ödeyeceğim? Allah belasını versin yine mi iş arayacağım? Acaba ne kadar sürecek? Ailem duyunca mahvolacak onlardan saklasam mı? Ulan iyi ki kredi kartı borçlarımı hep zamanında ödemişim yoksa şimdi biterdim vs vs

Şirket kapandı, neyse ki tazminat aldım, iş aramaya başladım ama bir şeyin insanın zoruna gitmesi var ya hani bir şeyi hazmedememesi, o çok kötü işte. Ben it gibi çalışmışım, kendi ekibim dışındaki ne hadsizlikleri, terbiyesizlikleri alttan almışım, kendi huzursuzluklarımı kendi ekibime yansıtmamayı becererek kendime hiç de fena bir yönetici olmayacağımı ucundan kıyısından ispatlamışım olana bak. İlk başlarda çok kısa süre içinde modum değişiyordu. Bir ‘ne var ya sanki bu işi bana biri mi buldu, bunu da kendim buldum, yine bi’ iş bulurum’ diyordum ama sonra sonsuz bir umutsuzluk çöküyordu üstüme. Bu manik depresif nöbetler azalsa da hala devam ediyor. Ruh hastası olmazsam iyidir.

Şirket kapandığından beri heralde bi’ 70-80 mülakata gittim yine. Önceki yazılarımda keşke mülakat detaylarını görüşmelerden hemen sonra yazsaymışım demiştim ama yok o olmuyormuş. İnsan o psikolojideyken oturup bir şey yazmak aklına gelmiyormuş meğer.


Şu anda da durumum pek parlak değil, bir işe girdim ama hiç sevmedim işin kendini, insanları bir de çok stabil bir işti, moron gibiydi herkes ne kendimi geliştirebiliyordum ne bir şey öğreniyordum ben de istifa ettim. Velhasıl ben de işsizim şu an. Yani başladığım yere geri döndüm ama şimdilerde sürekli yazmak istiyorum. Bugün bir baktım bir sürü mail gelmiş. Blogun bu kadar takip edildiğini bilmiyordum, özellikle de herkes okuduklarından çok fayda gördüğünü yazmış ona çok sevindim. Bankalar, basın yayın kuruluşları, aracı kurumlar, büyük sanayi kuruluşları vs ile bir dünya görüşme yaptım. çok istediğim bir iş vardı önce iş teklif ettiler sonra genel müdürün referansıyla son dakikada bir adayın daha çıktığını söylediler, duyunca anladım ben zaten torpil savaşından yenik çıkacağımı. Çok sağlam kazık yedim anlayacağınız, hatta annem onlara hala beddua ediyor :) Hepsini yazacağım, kendime bir faydam olmadı bari size olsun. Ha tabii bu arada işsizlik maaşı nedir, işsizlik maaşına nasıl başvurulur vs bunları da yazacağım. Başıma gelmeyen bir bu kalmıştı, İşkur’a gidip başvuru yaptığımı da gördüm çok şükür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder